Çocuklar Sandığımız Kadar Çocuk mu?

çocukkk

Çocuklar, sanıldığı kadar çocuk değiller aslında, onlara çocuk işte yalan söyler kandırırız, bağırır koltuğa oturturuz düşüncesini kafamızdan atmalıyız. Çocuklar söylenen her şeyi anlayacak zekaya sahiptirler. Hayal dünyaları çok geniş olsada her şeyin farkındadırlar. Zeki oldukları, olayların, söylenenlerin farkında oldukları kadar da hassastırlar. Onu yapma, bunu yapma, cısss ona dokunma, dur, sus, yaramazlık yapma yoksa komşu teyzeyi çağırırım sana iğne yapar, diyerek çocuğu korkutup, olumsuz davranışlarının sönmesini beklemek çocukta onulmaz yaraların açılmasına sebep olur. Sadece bu mu, çocuğun gözünü korkutmak amaçlı malzeme edilen yakınlara karşı da sevgi yerine korku duymalarına, uzak durmalarına, korkak, cesaretsiz, özgüveni eksik birer birey olarak yetişmelerine sebep oluruz.
Ne mi yapmalıyız?
Bıkmadan usanmadan, korkutmadan, incitmeden, basit kurallar koymalı, olumsuz davranışlarındansa olumlu davranışlarını görmeli ve yaptığı her olumlu davranışı sonrasında ufak ödüller vermeli ve de sık sık çocuklarımızla konuşmalıyız.

Yolda yürürken birçoğumuz, annelerin çocuklarını azarladığı dövdüğünü görüyoruz. Öyle anneler de varki telefonda arkadaşıyla dedikodu yaparken yere düşen çocuğunu yerden kaldırdığım oldu.İlgilenmemiz gereken çocuğumuzdur; telefondaki arkadaşımız değil. Çocuğumuzla telefondaki arkadaşımızla konuştuğumuz sürenin yarısını konuşmak bile çok şeyi başarmamızı sağlar.

Balon ve şeker istedi diye çocuğumuzu dövmek yerine bunları almama/alamama nedenimizi çocuğumuza konuşararak anlatmalıyız.

Geçen gün bir öğrencim masamdaki bardağı düşürdü haliyle yere düşen bardak kırıldı. Korkudan titreyen öğrencime, tatlım o bir bardak ve bardak yere düşünce kırılır ve aynı bardaktan satılıyor, yenisini alırım ancak biliyorsunki paramızı israf etmemek için eşyalarımızı daha dikkatli ve özenli kullanmalıyız dedim. Öğrencimle bu kısa konuşma ardından, öğrencimin yüzündeki o masum ve hafiflemiş ifadeyi görünce içim rahatladı. Başka bir öğrencimde şalımı yere düşürdüğünde gözlerini fal taşı gibi açarak korktu. Bu öğrencime gülümseyerek neden korktun prenses ben size kızıyor muyum dediğimde ama öğretmenim şal yere düştü dedi. Bunun üzerine evet düşebilir çok normal, makineler kirlenmiş giysilerimizi yıkamak için icat edildi. Öyleyse şalı makineye atarım yıkanır temizlenir dediğimde öğrencim ışıl ışıl parlayan gözleriyle bana sarıldı. Ne yazıkki anne-babaların çocukları çocuktur gözünü korkutursam uslanır bir daha yapmaz mantığı çocukların kendilerini ifade etmelerini zorlaştırıyor. Yaşamış olduğum örneklerdeki gibi çocuklar küçük sakarlıklarında bile büyük korkular yaşayabiliyorlar.

Çocuklarımızın özgüvenleri için, kendilerini daha iyi ifade eden bireyler olmaları için onları konuşturalım dinleyelim, onlarla sohbet edelim. Çalışan anne isek günlerinin nasıl geçtiğini sorup onları sabırla konuşması bitene kadar onları dinleyelim. Böylece çok sevdiğimiz çocuklarımıza istediğimiz davranışları kazandırabiliriz. Çocuklar her şeyin farkındadırlar hepimiz geçmişimizde bir büyüğümüze yapmış olduğu bir davranıştan dolayı hala içimizde kırgın değil miyiz! Öyleyse çocuklarda yaşadıklarını yaşlarıyla büyütecektir.
Çocuğun çocuk olduğunu unutmamalıyız!
Çocuğun sanıldığı kadar çocuk olmadığının da farkında olmalıyız!

Kendimize sormamız gereken soru çok basit.
Çocuklarımıza yeterince hoşgürülü davranıyor muyuz?

yazan: F. Derya KARACAN

Previous Sensizliğe İnat
Next Çocuklara Sınıf İçinde ve Evde Spor Yaptırmanın Önemi

Yorum Yok

No Comments Yet!

You can be first to comment this post!

Leave a Reply